Güzel kadın yoktur, güzelliğin sırlarını bilen kadın vardır! Osmanlı döneminde de güzelliğini korumak isteyenlerin sırları günümüze kadar taşınmıştır.

Bugünün makyaj trendleri, makyaj ürünleri ve kremleri beni memnun etmiyor diyenler, doğal yöntemlerin peşinden metrobüsün peşinden yetişmek isteyen yolcu misali koşuyorlar. Doğal olayım diye yüzünüze boca ettiğiniz kremlerse adeta kocaman birer sıfır olarak, etkisiz eleman rolünü oynuyorlarsa, eskilerden biraz yardım almanın zamanı geldi demektir.

Hamam Sefası Sürmenin Zamanı Geldi

Günümüzde, ölü derilerden kurtulmak ve daha pürüzsüz bir tene sahip olmak için yaptığımız peelingi, Osmanlı Sultanları, hamamlarda bolca keselenerek yapıyorlardı. Hamam sefalarında, bolca keselenerek ölü deriden kurtulan sultanlar, parlak ve canlı bir cildin sırrını bulmuşlar!

Sabun ve Yumuşatıcı Bitkilerin Gücü Adına!

Kim derdi ki sabun sağlıklı saçların adresi olacak? Temizlik konusunda oldukça titiz olan dönem sultanları için saraya gönderilen sabunlar eritilir ve çeşitli koku ve esanslarla şekillendirilirdi. Saçların sabundan dolayı sertleşmemesi için hatmi çiçeği ve ebegümecinin kaynatılarak, kıvamlı bir su haline getirilirdi. Şimdiki saç kremlerinin aksine oldukça etkili ve doğal!

Kese Sonrası Cilt Güzelliği ve Koruması

Ayrıca bitkisel ürünler, keselendikten sonra cilde sürülerek cildin kuruması önlenir ve cilt korunurdu. 

En Önemlisi Düzgün Beslenme

Hala sıkça dile getirilen, her şeyden azar azar ve dozunda yemek o gün de güzelliğin ve sağlıklı bir vücudun sırlarındandı. Yediklerine dikkat eden Osmanlı kadınları, bol bol kiraz ve kanı ve bağırsakları temizleyen meyveler tüketiyordu.

El ve Ayak Bakımı

Susam ve zeytinyağı bitkilerle ve daha çok gül yağıyla, el ve ayak bakımları yapılarak her türlü temizlik ve bakım işlemi gerçekleştirilirdi.

web-sitesi-fiyatlari

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları