İnsanlar, doğuştan itibaren bir dili sürekli duyduğu için kolaylıkla konuşabiliyorlar. Bir dilin dilbilgisi yapısı başka bir dille ne kadar benzeşiyorsa o dilleri öğrenmek de o kadar...

İnsanlar, doğuştan itibaren bir dili sürekli duyduğu için kolaylıkla konuşabiliyorlar. Bir dilin dilbilgisi yapısı başka bir dille ne kadar benzeşiyorsa o dilleri öğrenmek de o kadar kolaylaşıyor. Ancak, unutmamak gerekiyor ki dilin sadece dilbilgisi ya da dilimize de geçen karşılığıyla grameri ne kadar benzeşirse benzeşsin kelime hazinesi de bir dili kolayca konuşmakta önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Bu durumda akla gelen ilk soru gerek dilbilgisi gerekse ortak kelimeler dikkate alındığında “Anadili Türkçe olan bir bireyin öğrenmesi en kolay diller nedir?” oluyor.

Dilbilgisi Kelime Hazinesinden Daha Önemli

Dilbilgisi, bir dilin konuşulabilmesi için mutlaka bilinmesi gereken kuralları içeriyor. Anadilinde konuşan bir çocuk, dile ait dilbilgisi için özel bir ders almıyor. Bu bilgiyi, doğrudan itibaren duyduğu cümle yapısını kendisi de kullanarak farkında olmadan diline yerleştiriyor. Hiç okula gitmeyen bir insan, Türkçenin özne ile başlayıp yüklem ile biten dizilimini kendiliğinden konuşmasına yerleştiriyor. Hâlbuki anadili farklı bir dil olan bir şahıs kelime dizilimini kendi dilinin yapısına uygun olarak gerçekleştirecektir.

Bu durum konuşulanın bazı durumlarda anlaşılmasına imkân tanısa da çok basit ve kısa cümleler dışında genellikle kurulan cümle anlaşılır olmaktan uzak oluyor. Buna bir de zaman, ek ve tamlamalar girdiğinde söylenen karşıdakine hiçbir anlam ifade etmez hale geliyor. Bu nedenle dilbilgisi öğrenilmediği zaman bir dilin konuşulması da mümkün olmuyor. Bunun istisnasını yine çocuklar oluşturuyor.

Çocuklar, anadilleri dışında bir dil konuşulan bir ülkede yaşıyorlarsa en azından günlük konuşma dilini hiç dilbilgisi eğitimi almadan öğrenebiliyor. Bunun sebebini, çocukların kelime anlamları üzerine değil cümle bütününe dikkat etmelerinde aramak gerekiyor. Arkadaşlarıyla oynayan bir çocuk, ilk başta arkadaşlarından duyduğu cümleyi bir bütün olarak tekrar ederek arkadaşından bir tepki bekliyor. Örneğin arkadaşından isteyeceği bir malzemeyi arkadaşı ondan hangi cümleyi kurarak istemişse o cümleyi kullanarak istiyor.

Kelimeler Dilin Vazgeçilmezidir

Kelimeler Dilin Vazgeçilmezidir

Dilin temelini kelimeler oluşturuyor. Kelime bilmeyen birisinin bir dili konuşması elbette mümkün olmuyor. Öyle olsaydı “Anadili Türkçe Olan Bir Bireyin Öğrenmesi En Kolay Diller Nedir?" sorusuna verilecek cevap belli olurdu. Çünkü dilimizdeki Arapça kelime sayısının oldukça fazla olduğu biliniyor. Bunun yanında teknolojik gelişmelere bağlı olarak öğrendiğimiz İngilizce kelime sayısının da azımsanmayacak seviyede olduğu görülüyor.

Ama bir dilde çok kelime bilmek o dilin konuşulabileceği anlamına gelmiyor. Bunun iki temel sebebi bulunuyor. Birincisi Türkçede kullanılan her yabancı dil kökenli kelimenin karşılığı o kelimenin ait olduğu dilde aynı olmayabiliyor. Bu duruma özellikle Arapçada sık rastlanıyor. İslamiyet’in kabulünün ardından dilimize giren Arapça kelimesi de hızla artıyor.

Ama Arapça her kelime, Türkçe kullanımında Arapçadaki tüm anlamları içermediği gibi bazı kelimeler zamanla anlam değiştirerek çok farklı anlamlarda da kullanılabiliyor. Buna ilave olarak bazı yabancı kelimelerdeki küçük telaffuz farklılıkları büyük anlam farklılıklarına sebep olabiliyor.

Alfabe ve Dil Öğrenimi

Aslında faklı bir alfabeyi öğrenmek özellikle alfabenin mantığını bilen yetişkinler için önemli bir sorun teşkil etmiyor. Elbette bu yargıyı öne sürerken Çince gibi alfabenin aynı zamanda kelimeleri ifade ettiği diller kastedilmiyor. Bir örnek üzerinden gidilirse, Arapça öğrenmenin ilk zorluğu olarak karşımıza çıkan Arap alfabesi, kısa süreli bir çalışma ile çözülebiliyor.

Aynı durum Rusça için ihtiyaç duyulan Kiril alfabesi için de geçerliliğini koruyor. Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi başka bir alfabesi olan dilleri öğrenmemiz, bu alfabeleri öğrenmek için harcanacak zamandan daha fazla uzamıyor. Ancak burada başlardaki okuyamamanın, harfleri tanımamaktan kaynaklanan ayırt edememenin psikolojik etkisini de göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Alfabe ve Telaffuz

Alfabenin telaffuzu meselesi dil eğitiminde önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Türkçe gibi bazı diller yazıldığı gibi okunurken bazı diller bilmeyenlerin anlam veremeyeceği kadar farklı okunabiliyor.

Yazıldığı gibi okunan, dilbilgisindeki adıyla fonetik alfabe kullanımı dil öğrenmeyi olumlu ekiliyor. Ancak fonetik olmayan alfabe kullanımı öğrenmeyi zorlaştırsa da farklı alfabe ile ilgili açıklamalardaki gibi önemli bir engel teşkil etmiyor.

Bir de bu iki gruptan tamamen farklı olan “Tonal Diller” bulunuyor. Tonal diller, anlamları vurguya göre değişen diller olarak tanımlanıyor. Modern diller arasında çok sık rastlanmasa da Norveççe, Çince, Sırpça gibi dillerin bazı lehçelerinin bazı dilbilimciler tarafından bu gruba dâhil edildiği görülüyor. Bazı dilbilimciler ise bu dillerdeki özelliği “vurgu” olarak değerlendiriyor. Bazı Sahra altı ülkelerin kabilelerinde ve Amerika kıtasındaki bazı yerlilerde bu yapıda diller kullanılıyor.

Telaffuz da alfabe ile birlikte dikkate alınması gereken faktörler arasında yer alıyor. Kullanılan dil, gırtlak yapısının gelişini de etkiliyor. Türk gırtlak yapısı çoğu dilin telaffuzuna uyum sağlasa da öğrenim üzerinde elbette etkisi bulunuyor.

Çevresel Faktörler Dil Öğrenmeyi Etkiliyor

Bir dili öğrenmeyi etkileyen kelime, dilbilgisi ve alfabenin yanında çevresel faktörler de dil öğrenmeyi önemli ölçüde etkiliyor. Bir dile yatkınlıkta, o dili kullanan ülkelere yatkınlık, o ülkelerle olan ilişkiler önemli bir rol oynuyor. Her gün İngilizce kelimeler duyan birisinin, İngilizceyi aynı yapıda başka bir dilden daha kolay öğrenmesini beklememek gerekiyor.

Ülkemizin coğrafi durumu dikkate alındığında; Hatay’da yaşayan birisinin Arapça’yı kolay öğrenmesini yadırgamamak gerekiyor. Dil eğitimi için sunulan imkânlar da çevresel faktörler olarak sayılabilir. Günümüzde her dilin eğitimi için internetten faydalanılsa da İngilizcenin açık ara önde olduğu görülüyor.

Dil Grupları ve Dil Yapıları

Buraya kadar anlatılan hususlar “Anadili Türkçe Olan Bir Bireyin Öğrenmesi En Kolay Diller Nedir?" sorusunun asıl cevabına ulaşmamızı tam olarak sağlamıyor. Her farklılık dil eğitimini zorlaştırırken asıl zorluğa sebep olan hususun dil aileleri ve dil yapıları olduğu görülüyor. Aynı aileden dillerde kelime benzeşmesi ön plana çıkarken dil yapılarındaki benzerlikler, dilbilgisi öğrenimini sanıldığından çok daha fazla kolaylaştırıyor. Türkçe dil ailelerinden Ural-Altay dillerinin Altay kolunda yer alıyor. Bu kol Türkçe ile birlikte Korece, Moğolca ve Japonca yer alıyor. Ural kolunda ise Macarca ve Fince bulunuyor.

Dil yapısına göre diller üçe ayrılıyor ve bu ayrım;

• Tek heceli diller,

• Çekimli diller,

• Eklemeli diller şeklinde ifade ediliyor.

Tek heceli diller Çince ve Vietnamca gibi kelimenin tek heceden oluştuğu dillerdir. Çinlilerin bile eğitim seviyesine göre dil becerilerinde önemli sorunlar yaşadığı düşünüldüğünde anadili Türkçe olanların bu dili ne kadar zor öğrenecekleri anlaşılıyor.

Çekimli ve eklemeli dillerin dil yapılarında en belirgin farklılık ek ve kök kavramlarında ortaya çıkıyor. Çekimli diller arasında İngilizce, Almanca ve Fransızca olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri hariç, Avrupa’da kullanılan diller ile Arapça, Hintçe ve Farsça yer alıyor.

En Kolay Öğrenilebilecek Diller

Dil öğrenimine yönelik olarak yukarıda verilen özet bilgiler dikkate alındığında dil öğreniminde kolaylık sırası da ortaya çıkıyor. Ancak, bu sıralama yapılırken dil öğrenimi için kaynaklara ulaşımın dikkate alınmadığını unutmamak gerekiyor. Eğer hedefiniz sadece Türkçe bilen bir birey olarak en kolay öğrenebileceğiniz dile başlamak ise Korece, Moğolca, Fince ve Macarca dillerinden birisine başlamak uygun görünüyor. Ama günümüzde teknolojinin dilinin İngilizce olduğunu dikkate almak gerekiyor.

sisal

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları